Partnerinin kısa bir mesajı, ertelenen bir planı ya da konuşurken başka tarafa bakması… Bazen küçük görünen bir an, içinde beklenmedik derecede büyük bir duygu yaratır. O anda yalnızca bugünkü olaya değil, daha eski bir yalnız kalma, duyulmama veya değersiz hissetme deneyimine de dokunuyor olabilirsin.
Bu durum, yaşadığın tepkinin “abartı” olduğu anlamına gelmez. Aynı zamanda karşındaki kişinin davranışını otomatik olarak önemsiz de kılmaz. İki şeyi birlikte tutabilmek gerekir: Şu an gerçekten ne oldu ve bu an bende neyi harekete geçirdi?
Duygunun büyüdüğü anı fark etmek
Tetiklenme sözcüğü bazen kişiyi sorunluymuş gibi hissettirebilir. Burada onu, bir olayın sende taşıdığı anlamın birden büyümesi olarak düşünebilirsin. Bu büyüme hızla konuşma, geri çekilme, savunma ya da yoğun bir onay ihtiyacı olarak görünebilir.
İlk adım duyguyu inkâr etmek değil, adını koymaktır: “Şu an kırıldım”, “Şu an terk edilmekten korkuyorum”, “Şu an önemsenmediğimi düşündüm.” Duygunun adı netleştiğinde, onu karşındakine saldırı olarak taşımak zorunluluğu azalır.
Olay, verdiğin anlam ve geçmiş deneyim arasındaki fark
Bir olayın kendisi ile onun sende uyandırdığı hikâye aynı değildir. Örneğin planın iptal edilmesi somut olaydır; “Demek ki benim için hiçbir zaman yer yok” düşüncesi ise o olaya verdiğin anlam olabilir. Bu anlamın geçmişte yaşadıklarınla bağlantısı olması mümkündür. Ancak bunu görmek, bugünkü ilişkinin sorumluluklarını silmez. Geçmiş deneyimlerin bugünkü güven duygunu nasıl etkileyebileceğini birine güvenmenin neden bazılarımız için zor olduğunu anlattığımız yazıda da bulabilirsin.
Kendine şu üç soruyu sorabilirsin: “Ne oldu?”, “Bunu nasıl yorumladım?” ve “Şu an karşımdakinden neye ihtiyacım var?” Bu sorular duyguyu küçültmez; onu daha anlaşılır hâle getirir.
Tartışmadan önce kısa bir alan açmak
Yoğun bir anda hemen çözüm bulmak zorunda değilsin. Konuşmaya devam etmeden önce kendi duygunu toparlayacak kadar alan istemek, ilişkiden kaçmak değildir. Sonra “Bu olduğunda içimde şu duygu yükseldi; bunu birlikte konuşmak istiyorum” diyebilmek, daha dürüst bir temas yaratabilir. Alan istemek ile ortadan kaybolmak arasındaki farkı bir tartışmadan sonra kaybolmak mı, konuşmak mı sorusunu ele aldığımız yazıda açtık.
Aynı tetiklenme farklı ilişkilerde de tekrar ediyorsa tekrar eden ilişki döngüleri üzerine yazdıklarımız sana yeni sorular verebilir.
Ne zaman destek almalı? Tetiklenme anları sıklaşıyor, öfke ya da kaygı ilişkini ve gündelik hayatını yönetilemez hâle getiriyorsa ya da geçmişte yaşadığın zor bir deneyim seni sık sık o ana geri götürüyorsa bunu tek başına çözmek zorunda değilsin. İki haftadan uzun süren çökkünlük, uyku ya da iştah değişikliği, işe ya da okula gidememe gibi günlük işlevlerinin bozulduğunu fark ediyorsan bir psikolog ya da psikiyatriste başvur; devlet hastanelerinden randevuyu MHRS ya da ALO 182 üzerinden alabilirsin. Kendine zarar verme düşüncen varsa beklemeden 112’yi ara.
Güvenlik notu: Şiddet, tehdit, takip, aşağılama ya da korkunun olduğu bir ilişkide sorumluluğu kendi geçmişine yükleme ve ilişkiyi onarmaya çalışma; güvenliğin önceliklidir. Tehlike anında 112’yi ara. Kadınsan Emniyet Genel Müdürlüğü’nün KADES uygulamasıyla konumunu paylaşarak tek tuşla ihbarda bulunabilirsin. Şiddet, ihmal ya da istismar konusunda 7/24 ücretsiz ALO 183 Sosyal Destek Hattı’ndan danışmanlık alabilirsin; güvendiğin kişilerden yardım istemek de önemlidir.