Flörtte kendinin en parlak versiyonunu göstermek istemen çok anlaşılır. Esprilerin hazır, planların dolu, duyguların kontrollü olsun istersin. Fakat hiç tereddüt etmeyen, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, her şeyi kolay taşıyan bir görüntüyü uzun süre sürdürmek yorucu olabilir. İnsan bazen en çok, güçlü görünmeye çalışırken yalnız hisseder.
Rol yapmak yakınlığı inceltebilir
Kendini korumak için seçtiğin tavır ile tamamen başka biri gibi davranmak arasında fark vardır. Bir buluşmada her şeyi anlatmak zorunda değilsin. Ancak merakını, sınırını ya da küçük bir heyecanını bile saklamak zorunda hissediyorsan, karşı taraf seninle değil kurduğun görüntüyle temas ediyor olabilir.
Kendine şu soruyu sor: Bu kişi beni beğenmezse en çok neyim incinir? Cevap, flörtün kendisinden daha eski bir özdeğer hikâyesine işaret edebilir. Bu hikâyeyi fark etmek, kendini düzeltmek için değil; daha rahat bir yerden yaklaşmak içindir.
Merak, dürüstlük ve baskısız iletişim
Yakınlık için kusursuz cümlelere gerek yok. “Bunu söylemek biraz çekingen hissettiriyor ama seni tekrar görmek isterim” demek, birçok ezber replikten daha sahici olabilir. Dürüstlük, karşı tarafın da rahatça evet ya da hayır diyebilmesine alan açar.
Flört bir sınav değildir. İki kişinin birbirinin yanında nasıl hissettiğini keşfettiği bir süreçtir. Bu süreçte rol yapmak yerine merakla kalmak, hem kendine hem karşı tarafa daha fazla alan tanır.
Reddedilmeyi kişisel hüküm saymamak
Bir kişinin ilgisinin karşılık bulmaması; çekiciliğin, değerin ya da geleceğin hakkında bir hüküm değildir. Uyum, zamanlama, beklentiler ve hayat koşulları her tanışmada farklıdır. Bunu bilmek, hayal kırıklığını yok etmez ama onu kimliğinin merkezine yerleştirmemeyi kolaylaştırır.
Kendine verdiğin değer, birinin yanıtına göre büyüyüp küçülmek zorunda değil. Sana uygun bağ, en gösterişli hâlini değil, gerçek hâlini taşıyabileceğin bir yer olacaktır.