Telefonunda cevap verebileceğin mesajlar var. Hatta seni seven, görüşmek isteyen insanlar da olabilir. Ama birine dönmek, aramak ya da buluşma önermek sanki çok büyük bir iş gibi gelir. Bu hâl, insanları sevmediğin ya da yalnız kalmak istediğin anlamına gelmez. Bazen sosyal temasın kendisi değil, temasın talep ettiği enerji yorucu gelebilir.
Sosyal temas ile duygusal yakınlık aynı şey değildir
Bir mesajı yanıtlamak, bir grubun içinde olmak veya sosyal medyada görünmek; her zaman gerçek yakınlık hissettirmez. Hatta bazen birçok küçük teması sürdürmek, tek bir sahici konuşmaya alan bırakmayabilir. Bu yüzden “Madem insan var, neden yalnız hissediyorum?” sorusu gayet anlaşılırdır.
Kendine bakabilirsin: Şu an konuşmaya mı, anlaşılmaya mı, yoksa hiç açıklama yapmadan dinlenmeye mi ihtiyacım var? İhtiyacın neyse, geri çekilmenin dili de biraz daha anlaşılır olur.
Geri çekilme neyi korumaya çalışıyor olabilir?
Bazı dönemlerde kişi, başkalarının sorularına cevap vermekten, nasıl olduğunu anlatmaktan ya da iyi görünmekten yorulabilir. Geri çekilme bu yüzden bir ceza değil, ara verme isteği olabilir. Yine de uzadığında, bağ kurmayı daha da zorlaştıran bir alışkanlığa dönüşüp dönüşmediğini merak etmek iyi gelebilir.
Kendine sert davranmadan küçük bir denge kurmayı dene. Tamamen kaybolmak ile uzun bir buluşmaya zorlanmak arasında başka seçenekler de var.
Düşük baskılı yeniden temas adımları
Bir arkadaşına yalnızca bir emoji göndermek, “Bu hafta biraz içime kapandım ama seni düşünüyorum” diye yazmak ya da on dakikalık bir sesli mesaj bırakmak; kapıyı aralayabilir. Yakınlığı hemen eski yoğunluğuna döndürmek gerekmiyor.
İlk adımı atarken kendi ritmine saygı duymak önemli. Bazen önce birkaç dakika sessizce oturmak, günün temposundan çıkmak ve ne hissettiğini fark etmek; başkasına dönmeyi kolaylaştırabilir. Bu, çözülmesi gereken bir sorun değil, kendine kulak verme anı olabilir.